Türkiye'nin Sağlık Forumu

Tüm Sağlık Problemlerinizin Çözüm Yolları..
 
AnasayfaPortalliTakvimSSSAramaKayıt OlÜye ListesiKullanıcı GruplarıGiriş yap

Paylaş | 
 

 cinsel hastalıklar

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
ay_nur
Asistan Doktor
Asistan Doktor
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 25
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 11/07/07

MesajKonu: cinsel hastalıklar   Perş. Tem. 12, 2007 6:15 pm

CİNSEL HASTALIKLAR

Cinsel ilişki sırasında bazı hastalık etkenlerinin eşlerden birinden diğerine geçmesi mümkündür. Bunlar arasında belsoğukluğu, frengi, genital herpes (cinsel uçuk), klamidya, AIDS ve bazı hepatit (bulaşıcı sarılık) türleri gibi hastalıklar yer almaktadır. Her hastalıkta tedavi yöntemleri farklı olmakla beraber, korunmada ortak yol cinsel eş seçiminde titiz olmak ve cinsel birleşme sırasında kondom (prezervatif = kaput) kullanmak önemlidir.

Başlıca hastalıklar;
- Belsoğukluğu
- Klamidya
- Frengi
- Cinsel Uçuk
- Cinsel Siğiller
- Hepatit
- Aids

BEL SOĞUKLUĞU..

İdrar yolundan koyu, cerahatli bir akıntının gelmesi, idrar yaparken yanma ve sık idrara çıkma gibi şikayetlerle kendini gösteren belsoğukluğu erkeklerde, ilişkiden 2-14 gün kadar sonra kendini göstermeye başlar. Önce idrar yolunda sızlama ardından ağrılı idrar yapma gibi şikayetler ortaya çıkar. İlk olarak süt kıvamında olan akıntı giderek koyu cerahat görüntüsü alır.
Kadınlarda belirtilerin ortaya çıkması 1-3 hafta kadar zaman alabilir. İdrar şikayetleri olabileceği gibi vajinal akıntı ile de kendini gösterebilir.
Anal (makat yoluyla) ilişki ile bulaşması halinde anüs bölgesinde ve dışkılama sırasında rahatsızlık hissi duyulur.
Oral (ağız yoluyla) seks de bulaşma yolu olabilir. Böyle hallerde boğazda ve bademciklerde kızarma, iltihaplanma, yutkunurken ağrı gibi şikayetler görülebilir.
Mikrobun göze bulaşması halinde cerahatli konjonktivit (göz zarı iltihabı) görülebilir.
Neisseria gonorrhea adı verilen bir bakteri ile bulaşan belsoğukluğunun tedavisinde antibiyotikler kullanılır. Hastanın ve hastalığın durumuna uygun olarak doktorun belirleyeceği antibiyotikleri yine doktorun belirleyeceği doz ve sürede kullanarak hastalıktan kurtulmak mümkün olabilmektedir. Tedavi geciktirildiği taktirde prostat ve eklemler gibi diğer organlarda kronik iltihaplar yaratabileceği için tedaviye mümkün olduğunca erken başlamak yararlıdır.


KLAMİDYA

Klamidya bakterisi gerek kadında ve gerekse erkekte ürogenital sistem (idrar yolu ve üreme sistemi) iltihabına neden olabilir. Vajinal ya da anal ilişki ile bulaşabilir. Belirtiler belsoğukluğundakilere benzemekle birlikte daha hafiftir.
Mikroplu salgı bulaşmış ellerin gözlere sürülmesiyle hastalık gözlere de bulaşabilir. Hastalık mikrobu taşıyan annelerin vajinal salgılarının doğum sırasında bebeklerin gözlerine bulaşması, körlüğe kadar götürebilen ciddi iltihaplanmalara yol açar. Özellikle sosyo-ekonomik gelişmesini tamamlamamış ülkelerde en önemli körlük nedeni klamidya enfeksiyonlarıdır.
Hastalığın teşhisi için kadınlarda idrar yolu ya da vajinal akıntının tahlili erkeklerde ise idrar yolu akıntılarının ya da meninin tahlili gerekir.
Tedavi antibiyotiklerle yapılır, doktorların belirleyeceği cins ve dozdaki antibiyotiği eşlerin birlikte kullanmaları gerekmektedir.

FRENGİ

Treponema Treponema pallidum adı adı verilen bir cins bakterinin neden olduğu bir hastalıktır. Bir zamanlar çok yaygın olan ve çok sayıda sakatlığa yol açan bir hastalıkken tüm dünyada sistemli olarak uygulanan tedavilerle sayısı önemli ölçüde azaltılmışken, son yıllarda yeniden artma eğilimine girmiştir. Hastalığın mikrobu ciltteki ya da mukozadaki (iç zarlar) çatlak ve sıyrıklardan vücuda girer. Ayrıca mikroplu kanın nakledilmesiyle ve hasta anneden gebelik sırasında bebeğe de bulaşabilir. Hastalık mikrobu alındıktan 10 ila 40 gün içinde, mikrobun giriş yerinde ağrısız yaralar görülür. Bu yarayla bağlantılı lenf düğümlerinde de büyüme görülür.
Bu yara bir süre sonra kendiliğinden kaybolur. Bu süre içinde hastalık ilerlemektedir. İlk belirtilerin görüldüğü birinci devrenin kaybolmasından 1 hafta ile 6 aylık bir zaman sonra, vücutta kırmızı lekeler halinde döküntü belirir. Bazen ağızda, boğazda, genital bölgede veya anüste yara belirir. Bu safhada grip veya benzeri hastalıklarda da görüldüğü gibi baş, vücut ağrısı ve kırgınlık belirtileri görülür. İkinci devre denilen bu dönem, hastalığın en bulaşıcı olduğu dönemdir. Gerek kan ve gerekse deri ve içzarlardaki yaralar çok miktarda mikrop taşırlar.
Birinci ve ikinci devrede hastalığın teşhisi kan tahlili yoluyla yapılabilir. Ayrıca yaralardaki sızıntının incelenmesiyle de hastalık etkeni olan mikrobu görmek mümkündür. Bu devrelerde hastalık öncelikle penisilin olmak üzere antibiyotiklerle tedavi edilir.
Tedavi edilmediği taktirde hastalık gizli bir döneme girer, ancak ilerlemesini de sürdürür. Bu gizli dönemde de bulaştırıcılık devam eder.
Uzunca bir süre sonra hastalık üçüncü devre ile ortaya çıkar. Bu dönemde enfeksiyon bütün vücudu sarmıştır. Aralarında kemiklerin, kalbin ve beynin de yer aldığı bütün organlar hastalıktan zarar görür. Hastalık kalıcı sakatlıklar bırakabildiği gibi tedavi edilmezse öldürücü de olabilmektedir.

CİNSEL UÇUK

Cinsel uçuk ya da genital herpes adıyla adlandırılan bu hastalık herpes simplex virüsüne bağlı olarak gelişir. Mikrobun giriş yerinde önceleri kaşıntı, sonra yanma hissi, sonra ağrı ve ardından bu bölgede su toplamaları tarzında yaralar görülür. Daha sonra bu kısımlarda ülser görünümünde yaralar yer alır. Ülser oluştuktan sonra bu yaralar kabuk bağlar ve 3-4 gün sonra iyileşmeye başlar.
Bu sırada yaranın çıktığı yerle bağlantılı olan lenf düğümünde ağrılı büyüme görülür. Özellikle yara alanının geniş olduğu durumlarda grip gibi belirtiler görülebilir.
Hastalık vücut direncinin düştüğü anlarda ataklar yapar. Ataklar sırasında asiklovir içeren ilaçların kullanılması hastalığın iyileşmesini hızlandırır.

CİNSEL SİĞİLLER

Vücudun diğer kısımlarında oluşan siğillere benzeyen bu siğiller cinsel organların çeşitli kısımlarında yer alır. Papilloma virüs adı verilen bir virüs nedeniyle ve cinsel ilişkiyle bulaşır. Tehlikeli olmamakla birlikte rahim ağzında oluştuğunda, kanser oluşumunu riskini arttırıcı etki gösterebilir.
Tedavisi bulunduğu yere göre farklılıklar gösterir. Bazen üzerine ilaç sürülmesi, bazen dokuların dondurulması bazen de lazer yardımıyla hasta dokuların çıkarılması şeklinde tedaviler uygulanmaktadır.

HEPATİT

Bulaşıcı sarılık ya da infeksiyöz hepatit olarak da bilinen bu hastalıkta, hastalık etken olan virüs vücuda girdikten bir süre sonra karaciğerde iltihaplanmaya yol açar. Bu sırada yorgunluk, halsizlik, iştahsızlık, baş ve yaygın vücut ağrısı, bulantı, kusma gibi şikayetler görülür. Hastalık belirli bir aşamaya geldiğinde karaciğerin safra işleme yeteneği bozulduğu için, safra vücutta birikerek ciltte ve göz aklarında sararma görülebilir.
Hastalık bazen farkına varılamayacak kadar hafif belirtilerle seyredebilirken bazen ölüme neden olabilecek kadar tehlikeli boyuta ulaşabilir. Hastalık belirtilerinin kaybolması karaciğerin iyileştiği anlamına gelmez. Bu iyileşme süreci birkaç ay olabileceği gibi hastalığın hiç iyileşmeyip kronik bir hal alması hali de görülebilir. Kronik hepatitler ise siroza ya da karaciğer kanserine varan tablolara dönüşebilir.
İnfeksiyöz hepatitler, hastalığa yol açan virüsün cinsine bağlı olarak farklı türlerde kendini gösterebilir. Bu türler A, B, C, D, E gibi harflerle ayrılırlar.
Hepatitin sık görülen tiplerinden A, daha çok sindirim kanalından, mikroplu yiyecek ve içeceklerle bulaşırken, B ve C tipleri kan ve vücut salgıları yoluyla bulaşır. Bu nedenle B ve C tipi hepatitler cinsel yolla bulaşan hastalıklar arasında yer almaktadır.

AIDS


Edinilmiş bağışıklık eksikliği sendromu kelimelerinin İngilizce karşılıklarının ilk harflerinden oluşturulmuş bir isimdir. HIV olarak adlandırılan virüslerle oluşan bir hastalık tablosudur. Virüsler insanda bağışıklığı sağlayan T hücrelerinin içine girerek onların ölümüne neden olur. Bağışıklık azaldığı için de fırsatçı başka infeksiyonların oluşması engellenemez.
Bu nedenlerle hastalarda yorgunluk, lenf düğümlerinde şişlik , uzun süren ateş, gece terlemesi, kilo kaybı, deride leke şeklinde döküntüler, nefes darlığı, sürekli ishal, ağızda mantar hastalığı ve sıklıkla ortaya çıkan zatürre gibi fırsatçı infeksiyonlar gibi değişik belirtiler görülür.
Hastalık etkeni virüsler kan ve meni ve vajina salgısı gibi vücut sıvılarında bulunur. Kan veya kandan üretilmiş ürünlerin nakli ile bulaşabildiği gibi, virüs taşıyan salgıların deri ve iç zarlardaki çatlak sıyrık gibi kısımlara temasıyla bulaşabilir.
Hastalık etkeni virüs vücut dışında uzun süre yaşayamadığı için günlük yaşam içinde hastalık bulaşma riski bulunmamaktadır
Hastalığın tedavisinde sürekli olarak yeni ilaçlar geliştirilmekle birlikte beraber henüz kesin tedavi bulunamamıştır. Hastalıktan korunmada etkili aşı geliştirilme yolunda sürekli adımlar atılmakta ve sonuçlanma aşamasına gelinmektedir.
www.genetikbilimi.com
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
ay_nur
Asistan Doktor
Asistan Doktor
avatar

Kadın
Mesaj Sayısı : 25
Yaş : 32
Kayıt tarihi : 11/07/07

MesajKonu: Geri: cinsel hastalıklar   Perş. Tem. 12, 2007 6:16 pm

cinsel hastalıklar hakkında her birinde kısa da olsa bilgi vermek istedim. beğenirsiniz umarım...
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
cinsel hastalıklar
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Türkiye'nin Sağlık Forumu :: Sağlık Problemleri :: Cinsel Sağlık-
Buraya geçin: